in

Sokak Lambası

Sabahın erken saatlerinde önünden geçtiğim bir sokak lambası ilişti gözüme. Onlarcasının önünden geçmiştim belki yine de hiçbiri düşünmeye sevk etmemişti beni. Heybetli ağaçlarla dolu parkın ortasında, bir sokak lambası… Etrafındakiler ortalığı aydınlatırken o durmaksızın yanıp sönüyordu. Muhtemelen çevresindeki lambalar kendinden isteneni yerine getirdikleri için övülürken o, bir köşede beceriksiz olmakla farklı olmakla suçlanıyordu. Kimse sormadı ona neden bu halde olduğunu. Belki daha çok yanmak daha yararlı bir şeyler çabalamak istedi de bu hale geldi. Belki de yalnız beceriksizdi. Her ne olursa olsun farklı olduğu kesindi. Diğerlerine benzemediği, benzeyemediği için suçlandı. Kimseye bir zararı yoktu ki. Farklı olmak suç olmamalıydı. İstenileni yerine getiren onlarcası varken tek bir hata kimi rahatsız ederdi ki?

Evet, hiç bir suçu yoktu. Şikayetçi de değildi halinden. Birbirin kopyası olan diğerlerinden olmaksa elinden geleni yaparak beceriksiz olmayı yeğlerdi. Ama diğerleri hoş karşılamadı bu durumu. Dışardan göz kamaştırıcı bir ışıltıyla parlayan fakat içleri büsbütün çürümüş olan diğerleri… Yine de direndi aydınlığın içindeki karanlık olarak. En azından bir müddet.

Geçenlerde bir kez daha geçtim önünden. Neredeyse fark etmiyordum bile. Birileri tamir etmiş sokak lambasını. Bizimkinin el mahkum, ne yapsın diğerlerinden oluvermiş.

Ne düşünüyorsun ?

1 puan
Artı oy Eksi oy

Dali’nin Peyniri

Aldous Huxley’den Cesur Yeni Dünya