in ,

Dali’nin Peyniri

Zamanını eritse de insan, yine de o bir yolunu bulup, akmaya devam edecektir. Geçen katı saatlerin duruşu insana huzursuzluk verir. Mideme sık sık kramp girmesi bu yüzden. Ya da bu kadar hızlı ve çalışkan olması, belki de, saatlerin katılığı.Ya biz çok sıcak olursak? Zamanı akıtabilir miyiz ta içimizden ? Serinletir mi içtiğimizde ya da içimizi ısıtır mı?

Sadece biz insanların,saatleri eritebildiğini sanmıyorum. Bu, düşünce gücüyle limon sıkmaya benzer.Dali’nin eriyen Camembert peynirinden bir parça tadınca anlıyorum ki ; bu durum herkeste olan bir sey. Akıp giden saatlerin içinde boğulmak istemiyorsam , mide kramplarımı kafama takmamam gerekir. Çünkü ben de Dali’nin dünyasının ebedi misafiriyim .

Arzu ve hırslarından kurtulmuş bir bedenin, tüm sinir ve damarları alınmış löp etten farkı var mıdır ? İçinde akan kanın varlığından şüphe ettiğin bir bedenden , sen , nasıl yaşamasını beklersin ?Sağ tarafı ebediyet , sol tarafı ölüm olan bir yatakta yatmaktan uyanmayı unutmuş birer miskin olan bizler; acaba yitirdiğimiz hangi saniyenin derdinde olduğumuzu sorsam ; kaç kişi “ben gözümü bile kırpmadım.” diyebilir.

Kompleks kurbanı olduğumuz her halimizden belli. Yoksa neden bu kadar bilinçsizce davranalım?Toplumu idare etmeye çalışan süper-egoların esiri olarak bizler sadece susmayı ve uyumayı bilmişiz.-Ama bunlar için illa yatak ve çarşafa gerek olmadığını bilmeliydiniz bayım.-

Eriyen zamanın arasında kendini gizleme çalışan katı saatler gibi , siz de neden bu kadar çaba harcıyorsunuz? Kendinizi saklamak için mi? Her şey ortada…Sorularımın bu denli yoğun olması , biliyorum ki, uzun zamandır bizi susturduğunuzdandır. Dali’nin ikram ettiği peynirin lezzetine asıl şimdi varıyorum, size dilimdeki iğneleri tıslatırken. Gerçeklikten yoksun bu zihinlere çöp tıkmanızı daha iyi anlıyorum.Yoksulluğumdur, uykum. Ama kronolojiler arası yolculuklarımda “ben gözümü bile kırpmadım.” Kulak verdim ressamların fırça darbelerine ; gönlüm mayın tarlası. Bu yüzdendir dış dünyadaki boş gürültüleri sevmemem.Su yutan balıktır , toplumdaki seçme süper-egoların timsali. Babama direndim diye bamtelim kesildi. Kimse bilmiyordu, o tel özgürlüğümdü. Şimdi ben hazırlanıyorum babamı kesmeye…

Düşüncelerimde boğula boğula yüzme öğrendim, her kaptan beni tanır. Çok tanınıyorum içimde .Dilim zihnimden bazı imgeler çalıyor ve bunu kendi üslubunda yorumluyor. “Sana inanmak güzeldi” diyorum dilimle birine ama,”hâlâ inanmaya devam eden bir aptalsın!” Diyor zihnim beynime.Yine boşveriyorum içinde dans ettiğim çukuru ve felsefe havuzuma uzattığım ayaklarımı çırparak etrafı ıslatıyorum saydam sözcüklerimle. Tüm bütünlerimi , parçalarına ayırdım ve hiç bir şey olmamış gibi tavanarama fırlattım. Pencereden vuran ışık, onların parlak yerlerini yansıtıyor duvarlara ve bu yansıma bana bir şeyi hatırlatıyor:”Yarınki dünya , bugünün ütopyasıdır.” Bu yüzden Dali’nin peynirinden tırtıklamaya devam et. Yanında şarap iyi gider…

İzmir- A. Bal

Ne düşünüyorsun ?

3 puan
Artı oy Eksi oy

İnsan

Sokak Lambası