in ,

Modern Sanat

Geleneksel sanat anlayışının ölümü

Modern sanat,çoğunlukla yirminci ve yirmi birinci yüzyıllar,bir miktar da on dokuzuncu yüzyılın son yarısında üretilmiş resim,heykel,mimari yapı ve grafik gibi zengin bir çeşitlilik arz eden eserleri kapsar.Bu hareketin ardında yatan temel amaç,bir deneyselcilik ruhu içerisinde,miadını doldurmuş geleneklerle ve yaygın şekilde kabullenilen tarihsel ve akademik formlarla bağı koparmaktır.Bu terim,birtakım hareketleri,kuramları ve tutumları içine alacak kadar geniş kapsamlıdır.Söz konusu hareket,kuram ve tutumların modernist olup olmadığı,yerleşik olanı sorgulama eğiliminde olup olmadıklarına bakılarak teşhis edilebilir.

On Dokuzuncu Yüzyılda Modern Sanatın Kökenleri

Modern sanatın doğum günü,yaygın bir tartışma konusudur.Bazıları 1784’te Jacques-Louis David’in Horatların Yemini adlı tablosunu yapmasıyla modern sanatın başladığını söyler.Fakat başlangıç için çoğunlukla on dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısındaki Fransa işaret edilir.Bu döneme ait iki tane önemli resim vardır.Biri Gustave Courbet’nin 1855’te sergilediği Ressamın Atölyesi,diğeriyse Edouard Manet’nin Paris’in 1863 tarihli Reddedilenler Sergisi’nde sergilediği Kırda Öğle Yemeği adlı resimdir.Modern sanatın başlangıcı olarak kesin bir zaman noktası tayin etmek zordur,çünkü bu üç resim de modernizmin özelliklerini gösterse de modern sanat bir gecede oluşmuş bir olgu değildir.Değişim,yaklaşık yüz yıllık bir süre zarfında adım adım vuku bulmuştur.

Ne olursa olsun,Courbet,Manet ve diğer izlenimcilerin resimlerinin yanı sıra romantiklerin ve gerçekçilerin yapıtları,sanat dünyasına hakim olan,derinlere kök salmış ve sorgulanmadan süregelmiş akademik geleneklere karşı çıkıyor ve kendi postizlenimci ve sembolist haleflerin yolunu açıyordu.Sanatsal devrimin bu varisleri,çok uzun zamandır kullanılmakta olan taknikleri ve konuları reddederek,kişisel görüşlerini dışa vurmayı tercih ettiler.

1890’larda başlayan bu kültürel dönüşüm,şaşırtıcı çeşitlilikte akımların uç vermesine olanak tanıdı:yeni-izlenimcilik,sembolizm,fovizm,kübizm,fütürizm,dışavurumculuk,yapısalcılık,metafizik resim,Dadaizm,gerçeküstücülük,sosyal gerçekçilik,soyut dışavurumculuk,pop art ve yeni-dışavurumculuk.Bütün bu hareketler Batı sanatının zirvesini temsil eder.Her ne kadar son derece zengin bir çeşitlilik arz etseler de bu hareketlerde saklı olan modernizme damgasını vuran husus,resim sanatının imkanlarını keşfetme yollarıdır.

Zamanın başarılı sanatçılarının çoğu,hamilerinin beğenilerini tatmin etmek için geleneğe bağlı kalıyordu.Bu sanatçılar genellikle,komisyonların ve devlet destekli halk sergilerinin arkasındaki kişilerin,zamanın tarihsel olarak kısıtlanmış beğenisini tercih eden ve tutucu bir akademik sanata kayan kişilerin isteğine göre hareket ederek hayatlarını kazanıyorlardı.Gelgelelim gerçekçiler,baskın sanat üslubuna damgasını vuran idealizme karşı bir duruş sergiliyorlardı.Onun yerine gündelik hayatın gerçekçi bir tasvirini sunma peşindeydiler ve örneğin Japon baskı resmi gibi Doğu’nun dekoratif sanatlarından etkileniyorlardı.

İzlenimciler de atölyeden çıkıp,o zamanlar riskli bir girişim olarak görülen açık havada resim yaparak yeni gidişata ayak uyduruyorlardı.Doğal ışığı yeğleyen genç sanatçılar,sergileme usulü bakımından da cesurdu.Bu grup,bir dizi bağımsız sergi açtı.Sözcük,farklı ülkelere yayılınca Fransa dışındaki sanatçılar da izlenimci üslubu benimsedi ve böylece bir hareket doğmuş oldu.Modern sanat kapsamında ortaya çıkan çok sayıda hareketin ilki budur.

Erken Yirminci Yüzyılda Modern Sanat

Yirminci yüzyılın ilk on yılında doğmuş bir dizi post-izlenimci hareket (fovizm,kübizm,dışavurumculuk ve fütürizm) modernizmin birer parçası olarak değerlendiriliyordu,ama bunları çok daha fazlası takip etti.Sözgelimi,gerçeküstücülüğün zuhur eden evrelerinin kökleri,İtalyan ressam Giorgio de Chirico’nun 1911 yazında Paris’i ziyaret ettiği Birinci Dünya Savaşı öncesine dayanır.Chirico sonraki birkaç yıl zarfında şehrin çeşitli salonlarında düşsel resimlerini (ünlü tablosu Aşk Şarkısı da[1914] dahil) sergiledi ve Pablo Picasso ile Guillaume Apollinaire gibi sanatçıları etkiledi.Her ne kadar gerçeküstücü hareketin Andre Breton tarafından resmen kurulması için 1924 yılını beklemek gerektiyse de sonraki on yıl boyunca Chirico’nun olağanüstü resimleri başkalarının takip edeceği esasları ortaya koydu.Bu arada modern sanat 1913’te New York’ta yapılan Armory Show ile Atlantik’i geçti.Ne var ki bu hareketlerin çoğu Birinci Dünya Savaşı’nın patlak vermesiyle birlikte sahneden çekilirken yerlerine yenileri boy gösterdi;bunlar arasında Dadaizm gibi sanat karşıtı hareketleri ve Marcel Duchamp gibi sanatçıların başlattığı diğer hareketleri sayabiliriz.

İkinci Dünya Savaşı‘ndan Sonra Modern Sanat

İkinci Dünya Savaşı bittiğinde avangart sanatın merkez üssü sonunda Avrupa’dan Amerika’ya kaydı.1950’ler ve 1960’ların Amerika’sında soyut dışavurumculuk,pop art,op art,minimal sanat,lirik soyutlama,post-minimalizm,foto-gerçekçilik ve benzeri pek çok modern sanat hareketi pıtrak gibi bitti.1960’ların sonları ve 1970’ler arazi sanatı (doğayı hem bir tuval hem de bir araç olarak kullanmak),performans sanatı,kavramsal sanat ve diğer deneysel sanat akımlarının doğuşuna tanık oldu,ama 1970’lerin sonu,sanat eleştirmeni Douglas Crimp’in deyişiyle”resmin sonu”nu haber veriyordu.Resimden boşalan yeri teknolojiden ilham alan video sanatı gibi yeni medya sanatları doldurdu.

Öte yandan özellikle yeni-dışavurumculuğun yükselişiyle birlikte 1980’ler ve 1990’larda yeniden canlandı.Bu arada fotoğrafın icadı,sanatçılara fiziksel dünyayı yeniden üretmenin başka bir yolunu (el yerine mekanizmayı kullanmak) sunarak modern sanatın gelişiminde önemli bir rol oynadı.Resmettikleri şeyin hemen tanınabilir olmasını pek umursamayan soyut sanat icracıları da yirminci yüzyıla kök salmışlardır.Daha sonraları yüzyıl dönümünde,gerek ressamlar gerekse mimarların modernizm kavramını sorgulamaya başlamasıyla birlikte post-modernizm doğdu.

Ne düşünüyorsun ?

25 puan
Artı oy Eksi oy

Bir cevap yazın

Okuma Listem – 2 / 11 Kitap

Yalnızlık Otobiyografisi