Karanlığın bu kadar hüküm sürdüğü bir gezende yaşamak kadar zor şeyler yaşıyorsun. Bir şeyler üstüne gelir gibi olup seni boğarken , geri döndüremeyeceğin hatalar yapıyorsun. Üzüyorsun, kırıyorsun, beni yıkıp geçiyorsun, farkında bile olmadan. Ama sonra bir gülüyorsun sen , bir anda sanki tüm baharları toplayıp bana vermişler gibi mutlu küçük bir çocuk oluyorum. Beni boyunduruğunun altına aldığın tüm o hatalar önemsiz kalıyor bir tebessümünün yanında. Bir detay olarak kalıyor sadece. Sonra beni kırdığın tüm yerlerimden toparlayıp tekrar eskisinden daha kötü bir şekilde kırıyorsun. Kalbim, aklım şaşkın ve bir o kadar hüsranlı. Duygularım laçka olmuş. Ve şimdi de gelmiş ‘ istersen git!’ diyorsun , kalbimde yaşadığım onca fırtınayı yok sayarak. Yaşadığım tüm o güzel ve aynı zamanda kötü anıları olmamış , hiç yaşanmamış gibi bahsediyorsun. Ne diyim belki de benim imtihanım senin aşkınla yaşamaya çalışmaktır. Kalbimi eline verip ‘ kırık dökük ama hala kırılacak yerleri kaldı’ demek oluyordur belkide. Belki de senin aşkının kıvılcımı kalbime düştüğü gün benim ruhumun katli yaşanmıştır o gün kim bilir…
in Denemeler
Hâlâ


