in

Daha İyisi

Şu günlerde İlber Ortaylı’nın Bİr Ömür Nasıl Yaşanır kitabını okuyorum, yarısını geçtim ve oldukça akıcı bir şekilde ilerlediği için sanıyorum çok kısa sürede bitireceğim. İlber Hoca şüphesiz bu ülkenin kazandığı önemli isimlerden biri ve ben şahsen kendisinin bilgisine, kültürüne,entellektüelliğine ve şahsına münhasır sohbetine hayranım. Gazeteci Yenal Bilgici ile söyleşi tarzında yazılan bu kitabını okurken de sanki hocanın tv de izlediğimiz o eşsiz sohbetlerinden birini izliyor gibi oluyor ve onun da güldüğü yazan bazı yerlerde kendimin de tebessüm ettiğimi fark ediyorum. Bu kadar tecrübeli, bu kadar donanımlı bir insanın tavsiyelerinin yer aldığı bu eser şüphesiz yediden yetmişe herkesin faydalanabileceği bir yapıt. Ancak özellikle okul çağlarında ya da yirmili yaşlardaki gençlerin vizyonlarını geliştirmeleri açısından mutlaka okunması gerektiği düşündesindeyim.

Günümüz gençliği nasıl yetişiyor? Hangi meziyetlere sahipler? Çocuklarımıza verdiğimiz eğitim ne kadar kaliteli? Geçmişle günümüz insanını karşılaştırdığımızda eskiden yetişen deha dediğimiz insanların çok daha genç yaşlarda çok daha büyük işler yaptıklarını ve çok daha donanımlı olduklarını görüyoruz. İlber hoca bunlara örnekler veriyor; Leibniz den,Mozart dan, Puşkinden Fatih Sultan Mehmet den, Atatürkten bahsediyor. Deha olmasa bile insanlar o zamanlarda daha erken sorumluluk alır, daha ciddi işlerle uğraşır, henüz insan ömrü bugünkü gibi uzun olmamasına rağmen daha dolu yaşarlarmış.

Gerçekten de bugün hızla akıp giden bir zamanın içinde yaşıyoruz. Ortalama ömrümüz arttı, yaşam koşullarımız gelişti. Her şeye ulaşım kolaylaştı, teknolojik araçlarla pek çok günlük işimiz hafifledi. Yani insanın kendini geliştirmesi, ciddi işler yapmaya vakit ayırması için onca fırsat varken maalesef bu kolaylıklar şımarıklık, aşırı rahatlık, hazıra konmacılık, doyumsuzluk olarak vuku buldu.

İlber Ortaylı’nın kitabından bir alıntıyla devam edelim. Hoca bir kuşağa ait rafine güzellikteki kadınları şöyle tarif ediyor: ‘Belli ki o insan hayatta düşünmüş, üzülmüş,sevilmiş, görmüş geçirmiş, güzel şeyler görerek heyecanlanmış, endişeli durumlar görerek heyecanlanmış, okumuş,okuduğundan etkilenmiş. Bunlar hep insanın yüzüne yansır. Yaşanmışlıklar erkeğin de yüzüne vurur, kadının da.’

İnsanın içinde bir ışık bir azim olmalı değil mi? Yaşama dair. Her şeyden önce insan düşünmeli! Hayatı, dünyayı, tanrıyı, kendini düşünmeli. Sorgulamalı, soru sormalı. Bazen öğrencilerimle konuşmaya çalışırım. Maalesef hüsran! Tv deki en çok izlenen dizinin hangisi olduğunu, o hafta magazinde hangi ünlülerden bahsedildiğini ya da cep telefonunda en çok hangi oyunun oynandığını sorarsanız hepsinin söylecek sözü vardır. Ama kenidini ne kadar tanıyorsun? En iyi yaptığın şey ne ? Gelecekle ilgili planın var mı? Hangi yazarları ne tür kitapları okumayı seviyorsun ? diye sorular sorarsanız sohbet ancak birkaç dakikayı geçmez.çünkü çoğu birşey söylemek istemez. Söyleyemez. Dediğim gibi herşeyi hazıra bulan, hiçbir şey için emek sarf etmeyen,günlük basit küçücük zevklerle donatılıp esasen kör sağır olan hiçbir vizyona sahip olmayan kısacası düşünmeyen bir nesil yetişiyor. Yani boş insan !

Çok karamsar olmak istemiyorum . Tabi ki çok yetenekli, çok zeki insanlarımız var. Ama dediğim gibi deha olmasa bile toplumu oluşturan bireylerin çoğunluğunun belli yaşam becerilerini kazanmış, sorumluluk almaktan kaçmayan, işini iyi yapan,dünya hakkında, içinde yaşadığı toplum hakkında fikirleri olan, yaşamdan zevk alan insanlar olmaları çok önemli. Bu çoğunluk sağlandığı takdirde daha mutlu insanlar,daha yüksek eğitim düzeyi (‘eğitim’ diyorum öğrenim değil yani diplodan söz etmiyorum.) ve daha az sorunlu bir toplum oluşacaktır.

Ne düşünüyorsun ?

1 puan
Artı oy Eksi oy

Bir cevap yazın

Nasıl Bir Sen?

Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu'ndan En Güzel 13 Alıntı