in

Makber

Gölgelerime kadar hissettiğim ayaz.Gelmek bilmez yaz.Yapraklar örtülü bembeyaz.Hayallerim,Uğrayın bana biraz.Düşüncelerim,Etmeyin itiraz.Barışık değilim sizinle.Affettiremezsiniz kendinizi bana.Sizsiniz bana yer ayıran enkazda.Bitmez haylazlıklarınızAma ben artık yorgun düştümSize etmekten itiraz.Durmayacaksınız,Biliyorum.O hâlde,Makberimi kazın,Haz doruğunuza ulaşın.

Burası karanlık,

Nefes alamıyorum.

Görüşüm bulanık,

Ağzımda gizlenen hıçkırık.

Yok mu, ışık?

Kaşlarım çatık,

Gözlerim açık.

Yok mu, beni kurtaracak biri artık?

Nasıl mecburum umuda,

Sevgi kokan mektuplara…

Değil kuyumcudan alınan pahalı altınlara,

Bir sevgi sözcüğüne muhtacım ben.

Alsanıza.

Neyse.

Benim yardım çağırışlarım

Duyulmaz hiçbir zaman.

Aslında söylediğim cümleler apaçık

Ancak siz anlamazsınız azıcık.

Alın

Bir ısırık

Ölüm otundan.

Neden reddediyorsunuz?

Basık mı gelir size mezar?

Neyse.

Yokmuş meğersem

Hiç kimse.

Gerçekleşiyor bir hadise.

Veda ediyor bir kimse.

Hıçkırıklar, arafta.

Seslenişler, dağın yamacında.

Yazarım, itina ile.

Okursunuz, vurdumduymazlık ile.

O hâlde,

Antlaşma imzalanmalı geçmiş ile.

Barışılmalı hayat ile

Ve dönmemeli yeniden gezegene.

Ne düşünüyorsun ?

0 puan
Artı oy Eksi oy

Bir cevap yazın

Pardon Hayat!

Freud’un Kız Kardeşi – Goce Smilevski