in ,

The Guernsey Literary and Potato Peel Pie Society

Bugün sizlere yakın zamanda izlediğim ve oldukça etkilendiğim bir filmi yorumlayacağım.

The Guernsey Literary and Potato Peel Pie Society

Türkçe’ye çevirmek gerekirse Edebiyat ve Patates Kabuklu Turta Derneği

İlk bakışta çoğu insan ismine göre yargılayıp garip ve izlemeye değmeyecek bir film olduğunu düşünebilir. Ancak kesinlikle herkese önerebileceğim, kaliteli bir filmdi. Özellikle benim gibi Eski İngiltere hayranıysanız bu film tam size göre.

Biraz konusundan bahsedeyim. Film ikinci dünya savaşı sonrası dönemde geçiyor. Savaş sırasında Almanya’nın işgal ettiği Guernsey adasında bir grup sarhoş arkadaşın, ki o an arkadaş sayıldıklarını pek sanmıyorum, askerlere yalan söylemek amacıyla oluşturdukları bu garip isimli derneğin hayatlarını nasıl etkilediğini anlatıyor aslında bir bakıma. Hiç alakası olmayan bir grup insan bir araya geliyor ve aile oluyorlar, bu oluşta en büyük pay kitapların olur herhalde, ve yine kitaplar sayesinde yazma tutkusu zirvede olan yazar Juliet Ashton ile tanışıyorlar. Yaşanan trajik ve bir o kadar duygu yüklü olaylar bizlere gerçekten ailenin kan bağıyla olmadığını öğretiyor.

Biraz filmin beğendiğim  ve beğenmediğim kısımları üzerine konuşmak istiyorum.Filmde beni en çok etkileyen karakter Isola Pribby’di. Aslında filmde çok fazla yer edinmeyen bir karakter. Diğer karakterler kadar üzerinde durulmuyor film başında ama beni en çok o etkiledi. Nedeniyse sanırım şudur; filmin en yalnız karakterlerinden biriydi ve bu yalnızlık ona acı veriyordu. Dışarıdan karaktere baktığınızda çok gülen, sevimli ve biraz kaçık bir cin yapıcısı görebilirsiniz. Ancak karakter kendini açıp yalnızlığından bahsettiğinde onun da hepimiz gibi maskesini geçirdiğini ve rolünü oynadığını görüyoruz. Bu beni çok etkiledi. Hayatı boyunca yalnız kalmış bir kadının maskesini bu denli profesyonel anlattığı içindir belki de bu filme beslediğim fazla sempati. Ancak tarafsız bir izleyici  olarak şunu da eklemem gerekir ki Isola karakteri üzerinde daha fazla durulmasını isterdim. Çünkü o kendimi bulduğum  bir karakterdi ve ruhunun derinliklerine daha fazla dalmak beni daha fazla mutlu ederdi.

Filmde beni en çok cezbeden unsurlardan biriyse Guernsey adası.Filmin geçtiği bu ada çoğu insanın cennet diye nitelendireceği türden bir yer. Doğası, denizi insanlara bilgisayar ekranından bile huzur vermeyi başarıyor.Sizlerin de benim gibi filmi bitirir bitirmez ‘Gezilmesi Gereken Yerler’ listenize ilk sıradan Guernsey Adasını ekleyeceğine eminim.

Kısaca özetlemem gerekirse bu film gerek dönem gerek konu gerek performans açısından son zamanlarda izlediğim en başarılı romantik filmlerden biriydi. Aynı zamanda böyle bir edebiyat derneği hayalim vardı ve bunu olabilecek en güzel şekilde ekrandan izlemek bana hayalimi gerçekleştirmem için umut verdi.

Yazımı okuduğunuz için teşekkür ederim, olumlu veya olumsuz görüşlerinizi bildirirseniz mutlu olurum.

Patates Kabuklu Turta derneğinde kitap okumamız hayaliyle, hoşçakalın.

Ne düşünüyorsun ?

12 puan
Artı oy Eksi oy

Bir cevap yazın

Günebakan

Yokluğunun Eşiğinde’