in

Balıkçı Teknesi

Hayatın olanca telaşından sıyrılıp iç dünyama dalmışım yürürken. Farkında olmadan farklı bir yola sapmışım, hâlbuki yetişmem gereken bir toplantı vardı. Gerçi bugün hiç yapmadığım şeyler yaptım. Evden saçlarımı kurutmadan çıktım, aç karınla sigara içtim, nasıl görünüyorum diye aynaya bakmadım mesela, çiçeklerimi sulamadım, gazete almadım, arabaya binmedim yürüyerek gidiyorum işe. Bugün bir tuhaf hissediyorum kendimi, adını koyamadığım duygular var içinde. Bana neler olduğunu bilemiyorum. Tarif edemiyorum içimdeki hissi, kafamın üstünde kara bulutlar geziyor sanki, yüreğime yağmurlar yağıyor. Kendi dünyama dalmışken dışarıdan gelen bir sesle irkiliyorum. Telefonum çalıyor, arayan asistanım Zeynep. Beş dakikaya orada olacağımı söyleyip beni beklemelerini rica ederek kapatıyorum telefonumu. Adımlarımı hızlandırıp işyerime yetişmeye çalışıyorum. Dediğim gibi, bugün çok önemli bir toplantım var. Yeni bir işe giriyorum, yaptığımız yük gemilerinin aksine küçük balıkçı tekneleri yapacağız. Eğer başarılı olabilirsek, bir sürü insana ekmek teknesi olacak yaptığımız tekneler…

Deniz kenarında bir köyde büyüdüm ben, dedem, babam, amcalarım armatördü. Balıkçılık yapardık. Babam hep geceleri çıkardı balığa, sabaha kadar onun gelmesini beklerdim. Eve geldiğinde üstüne sinen balık kokusu hala burnumdadır. Fırtınalı bir gecede bir tekne kazasında kaybettim babamı. O gittikten sonra deniz benim en iyi arkadaşım oldu. Bütün sırlarımı hep denize anlattım, sanki babama anlatıyormuş gibi, çünkü biliyordum babamın orada olduğunu ve beni dinlediğini. Ben bir daha denize girmedim babamdan sonra. Büyüdüm, işlerin başına geçtim, çalıştım, çabaladım, kendimi işe verdim ve bugünlere geldim. Her şeyi unutmuştum sanki, işim bütün hayatım olmuştu. Çalışmaktan başka gayem yoktu, ama hep hatırlardım, kağıt bir gemiye baksam bile babamı hatırlardım. Şimdi kendi ellerimle ona mezar olan gemilerden yapacağım.

Ne düşünüyorsun ?

0 puan
Artı oy Eksi oy

Bir cevap yazın

Ahmed Arif'in Leyla Erbil'e Mektuplarından Satırlar

Kuş