in

Bir Hak/sızlık Mücadelesi: Bir Şeftali Bin Şeftali

Samed Behrengi’nin “Bir Şeftali Bin Şeftali” hikayesi özellikle hayatı boyunca bir şeylere emek verip bir yere gelmek isteyen ile hakkı olmadan bir yere gelmeye ve bir mülke veya başka herhangi bir şeye sahip olmak isteyen 2 keskin durumu bizlere anlatırken bunu simgelediği alt metinler ile de destekler nitelikte .

İlk olarak İnsanın bu hayattaki gelişimini ve gelişim için emeğin, çabanın sabrın ne kadar önemli olduğunu çok basit ve açıklayıcı bir şekilde anlatıyor.

İkinci olarak bir amaç için sabır ve emek verenlere karşın ardından, ortaya çıkan herhangi bir şeye emeksiz ve hazıra konanlara tepki niteliğinde bir kitap Bir Şeftali Bin Şeftali. Emek vermeden insanların üstünden geçinen kişilere tepkisini bizlere;

Köylülerin üstünden geçimini sağlayan, mal mülk zengini bir adamı zorlayan, emek vermediği için ona ürün vermek istemeyen hikayemizin baş kahramanı küçük bir şeftali ağacı ile sembolize ediyor.

Yaşamdaki evrim sürecini bir şeftalinin gelişimi ile bizlere anlatmış olan, Samed Behrengi; bu esnasında karşımıza çıkan kurtlara aldanmamamız gerektiğini ve emeksiz elde edebileceğimiz şeylerin negatif sonuçlarını da bize söyleyerek korumacı bir baba gibi kulağımızı da çekiyor.

Hak edene hakkının verilmesi gerekliliğini ve hak etmeyene karşı da direnmenin gerekliliklerini betimliyor tüm cümlelerinde;

Bu toprak bizim değil ama bu şeftaliyi biz diktik o zaman bu ağaç bizim derken.

Bu bağ köyün olmalı ya da ben bu bağı yakarım cümlelerini okurken hikaye boyunca aklımıza işliyor bu 2 ana gaye…

” Yaşam bir yandan ölmektir bir yandan da ölümün üstüne yeşermektir.” düşüncesini öyle güzel ele alıyor ki yazarımız, şeftalinin yenmesinin ardından şeftalinin tohumunun ağaca dönüşmesinin heyecanını bizlere yaşatıyor yazar.

“İri sert çekirdeğim yeni bir yaşam düşüncesindeydi. Birkaç dakika sonra artık şeftali olmaktan çıkmıştım oysa çekirdeğim yeniden yeşermeyi düşlüyordu. Ben belirli bir süreç içinde hem ölüyor hem diriliyordum.”

“Her şeftali bir ortam bulursa benim gibi olgunlaşır. Ancak tembellik eden kurtlara aldanan şeftaliler büyüyemez. kurtlar onların içine girer etli yerlerini ,giderek çekirdeklerini bile yerler. ” gibi cümleleriyle tanımlıyor.

Yazarımız “Evrimin temeli oluşum gelişim ve yeni bir şeye dönüşme üstünedir. Yeni bir şeye dönüşemeyen herkes çürümeye mahkumdur.” düşüncesini basit ama oldukça derin üslubu ile verirken yüzümüzde, tüm amaçlarımız uğruna çabalarken ve bunun için gelişim gösterirken bir tebessüm bırakıyor. Gelişen ve değişen kimsenin eskisi gibi olmayacağını ve bizlere; sadece biraz emek ve sabır ile yolumuzu sürdürmemiz gerektiğini vurguluyor. Geliştiğimiz süreç içinde bize emek veren ve sevgiyle bakan insanlara karşı sadık olmamız gerektiğini şeftalinin Mehmet ve Ali’ye verdiği ürünlerle de kolayca gösteriyor.

Ayrıca bir insanın yetişmesi ve olgunlaşmasını tıpkı şeftali örneğindeki gibi yansıtıyor Behrengi. İnsanın evrimi uygun koşullara bağlı olduğunu, Kendi adımıza olgunlaşmak doğru yolu bulmak için mücadele etmek ve çaba göstermek bizi hangi zor süreçten geçirirse geçirsin olgunlaştırdığını ve hazıra konmanın bizi, bize yabacılaştıran gelişimimizi durduran en büyük düşman olduğunu. Kabuk yırtmak sancılı ve uzun bir süreçtir. Büyümek ve gelişmek zaman alır. Tıpkı şeftali fidanının büyümek için bir bahar beklemesi ve bir sonraki yıl da ağaç olabilmesi gibi. Yazar  alt metinlerden birinde  “Yaşadığım sürece kaç kez kim bilir kaç kez değişeceğim?” derken; hayatımızda değişmeyen tek şeyin değişimin kendisi olduğunu da vurguluyor.

 “Düşünüyordum. Tam bir çekirdekle eksik bir ağacın farkları neler olabilirdi? Tam bir çekirdek son noktaya varmış demekti. Değişmezse yok olmak zorundaydı. Eksik bir ağacınsa önünde parlak bir gelecek uzanırdı. Aslında her şey değişmekteydi. Bu

değişmeler birikmekte birbiri üstüne eklenmekteydi. Belirli bir noktaya varıldığında ortaya çıkan şey bir önceki şey değildi artık.”

Hikayede değinilen bir alt metin de güneşin tasviridir.

Evreni ısıtan bize yaşam enerjisi veren güneşi kaybetmekten bir an korkan küçük şeftalinin annesine sorduğu soru karşısında , annesinin bizlere verdiği cevabı;

Bu hayatta yaşamak için ne olursa olsun çabalamak zorunda olduğumuzdur.” Bir kez daha bizlere yaşam içinde mücadele etmek zorunda olduğumuzu kanıtlar niteliktedir;

“Anne dedim biri çıkar da güneşi darıltırsa biz ne yaparız? Annem yapraklarıyla yanağımın tozunu sildi. Neler düşünüyorsun akıllı kızım güneş kendini beğenmiş bir kaç  zararlı insan için bize yüz çevirmez. Belki yavaş yavaş ışığı sıcaklığı azalabilir. O zaman biz başka güneşler bulma yolunda olmalıyız.”

Tüm acıların üstüne tekrardan doğmanın gelişmenin ve değişmenin sürecini en ince ayrıntılarına kadar işliyor Bir Şeftali Bin Şeftali,

Kitabın sonunda “Bana emek vermeyen benden bir şey alamaz” düşüncesi ile hareket eden şeftali ağacımızın bazı kökleri bahçıvan ve köy ağasına inatla, hasat vermediği için değiştirildiğinde; köklerin bazıları kuruyup zarar görse de Şeftali kendine yeni kökler yaratıp yaşamaya devam ediyor. Yaşam mücadelesini tıpkı şeftalimiz daha dalında iken annesinin “Güneş bir gün ışığını azaltıp kaybolsa da biz başka güneşler bulmalıyız ve yola devam etmeliyiz” mesajını vermesi gibi hayatımız boyunca ne olursa olsun yolumuza devam etmemizi isteyerek bitiriyor sözlerini. “Hiç bir şeyden korkmadan bir yanımız ölürken bir yanımızın yeniden dirileceğini bilerek, haklı bulduğumuz konuyu sonuna kadar savunup cesurca, mücadelemizi yitirmeden yolumuza devam etmeliyiz.” mesajını verirken bir yandan Küçük Kara Balık’a da bir göz kırpıyor gibi bitiriyor sözlerini yazar.

Kısaca emeksiz ve zamansız kimse gelişemez geliştikten sonra kimse eskisi gibi olmaz ve bu devamlı bir süreçtir. Devamlı gelişim olmaz ve bu süreç durursa çürüme meydana gelir. Son olarak hakkımız olmayan bir şeyi elde etmek bizi bir noktaya taşımayacaktır.

Çürümemek dileğiyle…

Ne düşünüyorsun ?

18 puan
Artı oy Eksi oy

- izelfenerci

Edebiyata ve çocuklara ilgi duyan biriyim.

 

Hikaye AnlatıcıOy VerenlerYorumcuSoru Bankası

Bir cevap yazın

Kim Olduğumuzu Bulma Sanatı

Çalkantılı Ruhaniyet