in

Mavi Umutlar

Bir tane daha…

Rüzgar bir gözyaşımı daha savurdu. İyi de yaptı canım. Ben bana inanamazken, ağlarken o beni savundu. Cebime her zaman mavi peçete alırım. Genelde dörde katlar öyle taşırım.

Ağlamaktan tabi ki nefret ediyorum. Zaten herkesin gözü önünde de yapmam bunu.  Eğer cebimde beşin üstünde birikmişse usul usul geceleri ağlarım. Yağmur yağarsa şemsiyesiz meydana iner orada ağlarım. Neden mi beş? Beş sayısı, eski yunan inanışında samimiyetin ve uzlaşmanın simgesi. Çin inanışında mutluluk arzusu…  Bilmem bundan mı rast geldi yoksa cebime sığmadığından ağlamam ben de anlayamadım. Ben buna beşli terapi diyorum. Tavsiye ediyorum. Gözyaşımız içimize aksın diye değil üzüntümüzü temizlesin diye dışımıza akar değil mi ?

Bazen bir daralma gelir içimize. Keder hali…. Halbuki her sabah güneşe uyanırız. Nefes alırız ama şükretmeyi unuttuğumuzdan mutlu uyanamayız. Etrafımıza güleriz ama zorunda kaldığımızdan. Mutluya çıkar adımız. Ruhumuzun kesik kalmasına, unutulmasına kimse önem vermez.  Biz hep önce millet deriz ama kendimiz demeyiz. Her zaman tekizdir aslında ama arkamız sağlam sanırız. Ya da buna inanmak isteriz. Ben buna mavi umut diyorum. Her zaman iyi düşünme hali. İyiyi bulma temennisi… Belki de böyle olmalıyız ama ben değilim. Çünkü gülerken etrafım kalabalık, ağlarken yalnızım. Dolaşırken bir ordu ama uyurken bir başımayım.  Kimse kimse için ne nefes alabiliyor ne de can verebiliyor değil mi? Başkası üzülmesin diye de kendini üzme e mi …

Unutmadan yazımı Cem Adrian Öf Öf ile okuyunuz. Okuduysanz başa alınız. 🙂

Haydi sağlıcakla kalın.

Ne düşünüyorsun ?

0 puan
Artı oy Eksi oy

Bir cevap yazın

Matia

Eksik Parça