in

İstanbul’da Boğaziçi’nde Bir garip Orhan Veli

“Ben Orhan Veli “Yazık oldu Süleyman Efendiye” Mısra-i meşhurunun mübdii.. Duydum ki merak ediyormuşsunuz, Hususi hayatımı, Anlatayım: Evvela adamım, yani Sirk hayvanı falan değilim. Burnum var, kulağım var, Pek biçimli olmamakla beraber. Bir evde otururum, Bir işte çalışırım. Ne başımda bulut gezdiririm, Ne sırtımda mühr-ü nübüvvet. …..” diye anlatıyor kendini mısralarında..

orhan veli ile ilgili görsel sonucu

Orhan’ı anlatmaya nasıl başlayacağımı bilemiyorum,onun geleneğini sürdürerek hecesiz,ölçüsüz,düzensiz bir garip yazıyla karşı karşıyasınız. Edebiyat kitaplarında,dergilerde,söyleşilerde dillerden dile,kalemden kaleme anlatıldı Orhan Velinin hayatı,herkes kendinden bir şeyler kattı ve kendinden bir şeyler buldu Orhan Velide. Sevdiğim ve her dizesinde kendimi bulduğum şairi kırık dökük cümlelerimle anlatacağım sizlere,benim kelimelerimden de dinleyin bir garip şair Orhan Veliyi. 

Sait Faik şöyle betimlemiştir Orhan Veli’yi: “İki incecik bacak, kısaca bir trençkot, kanarya sarısı bir kaşkol, müselles bir yüz, şişirilmiş bir göğse benzeyen bir sırt, denebilirse ergenlik bozuğu bir yüz. İşte görünüşte Orhan Veli.”

Mısralarında anlatıyor kendi hayatını ’13’ünde Oktay Rıfat’ı, 16 yaşındayken de Melih Cevdet’i tanıdı,17 sinde bara gitti,18’de rakıya başladı ve şarkı söylemeyi çok sevdi.19 yaşından sonraysa avarelik devri başladı.

Yeni bir zevk ortaya çıkarabilmek için eski olan her şeyi hayatından ve şiir anlayışından sildi hece ve aruz ölçülerini kullanmayı reddetti. Kafiyeyi ilkel; mecaz,mübalağa gibi edebi sanatları gereksiz bulduğunu açıkladı. Dönemin edebiyat anlayışına göre, bu düşünceleri kullanabileceği teknikleri azalsa da kendine yeni alanlar oluşturdu ve yeni bir şiir yarattı.

orhan veli garip akımı

Garip akımının kurucuları olan 13’ünde tanıdığı Oktay Rıfatla ve 16sında tanımış olduğu Melih Cevdetle beraber çıkardıkları Garip adlı şiir kitabında bu fikirlerinin örnekleri olan şiirleri yayınlandı ve Garip akımının doğmasına sebep oldu. Garip şiiri hem yıkıcı hem de yapıcı özelliği ile Türk şiirinde bir mihenk taşı kabul edildi. Kanık, Horozcu ve Anday, radikal bir tutumla kendilerinden önce gelen hececilerin ve  Nazım Hikmet’in toplumcu-gerçekçi şiirlerini reddettiler.

Kitaptaki şiirler ve ön sözleri edebiyat dünyasında büyük tartışmalara sebep oldu. Özellikle Orhan Veli’nin yazdığı “Yazık Oldu Süleyman Efendi’ye” mısrası üzerinde duruldu.

Orhan Veli, şiire getirdiği yeniliklerle edebiyat çevreleri tarafından yargılandı,sert eleştirilere maruz kaldı ve küçümsendi. Geleneklerin dışına çıkan asi tavırları,üslubu,kapalı ve imgesel anlatımdan uzak durduğu mısraları aşağılansa da insanlarda hep ilgi uyandırdı.

Bu münakaşalar sonucunda mısra çok popüler oldu, hatta Nurullah Ataç’ın deyişi ile “vapurlara, tramvaylara, kahvehanelere kadar” girdi ve bir deyim niteliği kazandı. Orhan Veli’nin “Yazık oldu Süleyman Efendi’ye” kadar meşhur olarak gündelik dile giren bir diğer dizesi ise Ahmet Haşim’in “Göllerde bu dem bir kamış olsam” mısrasını hicvetmek için yazdığı “Rakı şişesinde balık olsam” idi.

orhan veli tumblr ile ilgili görsel sonucu

Sait Faik Abasıyanık da Orhan Veli’nin bu yönüne dikkat çekerek onu “üzerinde en çok durulmuş, zaman zaman alaya alınmış, zaman zaman kendini kabul ettirmiş, tekrar inkâr, tekrar kabul edilmiş; zamanında hem iyi hem kötü şöhrete ermiş bir şair” olarak tanımladı.

Kısacık yaşamına çok fazla anı çok fazla şiir ve çok fazla gariplik sığdırdı Velinin oğlu. Şiirleri yazılması kolay görünüp kolay olmayan şiir olarak nitelendirildi edebiyat çevrelerinde. Kendi üslubunu yarattı,insana denizi,karpuzdan feneri,mektup yazmasını ve kurbağadan korkmasını öğretti.

Sait Faik - Orhan Veli - Sabahattin Eyüpoğlu

Orhan Veli, sonuncu aşkı Nahit Hanım’la bir sonbahar sabahında, Boğaziçi Vapuru’nda tanışır. Nahit Hanım’ın Zeynep Oral ile yaptığı röportajda Orhan Veli hakkında anlattıkları şöyledir:

“Onu tek kelimeyle anlatmaya çalışsam, hüzünlüydü derim. Hüzünlüydü… Mahzundu… Neden? Bence… Tabii başkasına, başkalarına göre başka türlü olabilir. Ama bana soruyorsunuz. Onun için bana göre, benim düşündüğümü söylemek zorundayım. Yapısından geliyordu bu hüzün… Her şeyi ama, her şeyi içine atmasından… Fiziğinden… Öfkesini bile içine atardı. Sıkıntılarını da… Hüzünlüydü. Ve sessizliğe gömülürdü. Konuşmazdı. Sıkıldığında, üzüldüğünde konuşmazdı. Şimdi gelirim, der; kalkar gider, ya yarım saat sonra, ya üç gün sonra gelirdi. Örneğin, Mahzun Durmak şiiri, onun tavrına çok uygun bir şiirdir.”

“Sevdiğim insanlara
Kızabilirdim,
Eğer sevmek bana
Mahzun durmayı
Öğretmeseydi.”

“Neşesini hiç kaybetmez, çocuksu bir yanı vardı. Bir gün bana bir avuç bilye hediye etmişti. Ne severdi yürüyüşe çıkmayı. Ne çok yürürdük birlikte. Ama Melih Cevdet’le Çubuk Barajı’nda geçirdiği trafik kazasından sonra daha az sever oldu yürümeyi. “Vazgeç Nahit Hanım, yürümeyelim, gel şu salaş kahvede oturalım” derdi. Bedensel bir yorgunluk duyuyordu hep… At yarışlarına da gitmek büyük eğlenceydi bizim için. Ve hep kaybederdik.”

Bizlerde Velinin Garipleri miyiz?

Ayağında nasırı olanımız,gün olup başını alıp gidenlerimiz,parmaklarında sigarası olup dalanlarımız,denizi özleyenlerimiz, gözleri kapalı İstanbul’u dinleyenlerimiz,ağlayanlarımız,cebi delik olanımız,bedava yaşayanımız, güzel günler geçirenimiz, karpuzdan fener yapanımız,avare olanımız,rakı şişesinde balık olmak isteyenimiz..  Hepimizi Orhan Veli yapan çok fazla şiir,üzerine konuşulacak çok fazla mısra vardır. Kendimizi bağdaşlaştırıp, kendimizi bulabildiğimiz.. Büyüyüp aç kalan,insanların içine girip insanları görenimiz de yansımasıdır Orhan Velinin mısralarının. Yaşamak,Orhan Veli mısralarıdır. Gariptik,garipleştik.

Gemliğe her gelişimde şu dizeleri yankılanır beynimde .

Gemliğe doğru,

Denizi göreceksin

Sakın şaşırma.

Orhan Velinin deniz sevgisi beni daha fazla bağladı denize. Orhan Veliyi sevmek hayata güzel gözlerle bakabilmektir,bahara yaza sevdalanmak,çocuksu kalmak ve hiç yaşlanmamak. Acısını anlayabilmektir Süleyman Efendinin, mısralarda ağlamak,rakı şişesinde balık olmaktır, bu havalarda işinden ayrılmak,bu havalarda aşık olmaktır. Hayatı,dostları,yalnızlığı,sevgiliyi kısaca yaşamayı sevmektir Orhan Veli’yi sevmek…

Ben denizi özleyen ve gözlerim kapalı İstanbulu dinleyenlerdenim. Beni de bu kötü havalar mahvetti,böyle havada aşık oldum..

Kızkardeşi Firuzan Yolyapan’nın ağabeyi ile ilgili anlattıkları ise şöyle:

“Dürüst ve medeniydi. Kimseye kötü kelime konuştuğunu duymadım. Anneme, babama da itaatkardı. Aramızda 10 yaş vardı ama bana baba ve arkadaştı da. İyi olmamı, kişiliğimi ona borçluyum. Bana “Fırfırım” derdi. Çok şakacıydı. Maddi sıkıntı içindeydi. Buna rağmen çok neşeliydi. Küçükken arkadaşlarım geldiği zaman bize de Karagöz-Hacivat oynatırdı. Uçurtma yapma meraklısıydı. Futbol severdi. Koyu Galatasaraylıydı. Bir sürü sarı-kırmızı çorapları vardı. Şiirlerini oturup yazdığını hiç bilmem. “Yeni bir şiirim var” derdi, yazılmış olarak gösterirdi. Onları zihninde hazırlıyordu. Son şiiri Aşk Resmi Geçidi ise öldükten sonra cebinden bir kağıda diş fırçasına sarılı olarak çıktı.”

Velinin Bedenen Aramızdan Ayrılması

Çok gençti Orhan Veli,bizlere katması gereken çok şey vardı. İhmaller onun bedenen aramızdan ayrılmasına 10 Kasım haftasında gittiği Ankara’da sebep oldu. Ankara’da belediyenin kazdığı bir çukura düştü ve başından hafifçe yaralandı. İki gün sonra İstanbul’a döndü. Arkadaşlarına gülerek anlatıyordu çukura düşüşünü,ayağında olan küçük sıyrığı gösterip gülüyordu. 14 Kasım’da arkadaşı Erol Güney’in  evinde öğle yemeği yerken fenalık geçiren Veli, hastaneye kaldırıldı. Beyinde damar çatlaması yüzünden başlayan rahatsızlığın sebebi doktor tarafından anlaşılamadı ve Kanık’a (çok alkol kullandığı için) alkol zehirlenmesi teşhisiyle tedavi uygulandı, ancak beyin kanaması geçirdiği sonradan anlaşıldı. Cerrahpaşa Hastanesi’nde hayata veda etti. Sadece 36 yaşındaydı.

Nasırın dan ölen Süleyman Efendiye yazık oldu ama Orhan Veliye yazık olmadı, aramızdan sadece bedenen ayrıldı,ruhu,şiirleri,nesiller boyunca aktarılacak ve kalplerimizde daima yaşayacak.

“Orhan Veli bedenen öldüğünde, yüreğinde sevdiği bir kadın, cebinde 28 kuruş” vardı.

Saygı.sevgi ve özlemle…

“Ah bir de Rakı şişesinde balık olsam!”

orhan veli ile ilgili görsel sonucu

Ne düşünüyorsun ?

5 puan
Artı oy Eksi oy

2 Yorumlar

Yorum yaz

One Ping

  1. Pingback:

Bir cevap yazın

Bazen Yürümek İstiyorum

Gece