in

Günce

Bugün bir şeyleri gereğinden fazla düşündüm.

Neşet Baba, bana şarkılar söyledi. Sanki dur yazma, önce biraz ağla, der gibiydi. Öyle yaptım ben de. Önce biraz ağladım. Hatta ne birazı, canım çıkarcasına ağladım.

Bazı geceleri bilirsiniz, elinde bir bıçakla bekler insanı. Gece oluverir sana bir mezar köşesi.

Bugün sana hayatında birçok kez duyup belki şahit olduğun belki de yaşadığın birkaç şey anlatacağım. Babamın saçlarımdan hiç öpmeyişini anlatacağım sana. En son ne zaman sarıldığımızı nasıl unuttuğumu.

Ben sekiz yaşında falanım. Abimle kavga ediyoruz. Saat belki sabah sekiz, belki dokuz. Sonra ben de onu babama şikayet etmeye gidiyorum. Her kız çocuğu gibi babama koşuyorum ben de.

O gün benim babama koştuğum yolda, düştüğüm ilk gündü.

Sonra ben bir daha kalkamadım. Yavaş yavaş anlamaya başladıkça bir şeyleri, içim döküldü. İçim döküldükçe döküldü, ben toplayamadım. Biraz olsun annem tutsaydı ellerimden belki her şey daha kolay olurdu ama o da olmadı.

Beni annem de sevmedi. Belki sevdi ama hiç hissettirmedi. Böyle bazen okuldan gelirdim. Ama nasıl mutsuzum, içim nasıl yara. Anneme gidip sarılmak isterdim yani. Anne, diye ağlamak isterdim. Olmadı ama. Benim gözyaşlarımı annem hiç silmedi.

Küçükken mahallede kavga olduğu zaman, kimle kavga ettiysem onun annesi inerdi aşağıya, bana hesap sorardı. Benim annem hiç inmedi. Ben, başıma bir şey geldiği zaman hiç o diğer çocuklar gibi annemi çağıramadım. “Anne bak bu bana vurdu.” diyemedim.

Çünkü çağırsaydım annem gelmezdi biliyorum. Buna şahit olmaktansa, o ihtimali saçlarıma örmeyi tercih ettim.

Bazen, göğüs kafesim beni çok zorluyor sevgili okuyan. Tüm bunları sana neden anlattığımı bilmiyorum. Hatta sen diye bahsettiğim sen var mısın onu bile bilmiyorum. Sadece kimseye anlatamadım anasondan gözümün önünü göremediğim geceleri. Kimseye anlatamadım boynumda takılı kalan urganı.

Ben sana da anlatamam biliyorum.

Anlatamamak büyük dert Zührem, derdi dedem. Beni bir o severdi. O da öldü.

Onu hastanede ziyarete gideceğim günün sabahı, buralardan gitti dedem. Ona bir veda edemeden, ellerinden öpemeden gitti. İki metre adamı, bir morg köşesinde, demir bir kutunun içinde gördüğüm günden beri, vedalara ciğerim yanıyor.

Sen bunu bilir misin bilmem.

Ben bazen kendimi bile bilmem.

Ne düşünüyorsun ?

0 puan
Artı oy Eksi oy

- filtrelikahve

“Anılarımda bir yer
                          Durmaksızın acıyor”

Hikaye Anlatıcı

‘Öz’ün değişimi

Pardon (2004)