in

Mümkünsüzlük

O kadar çok yürümüştü ki ayaklarında derman kalmamıştı Ali’nin. Fakat hissetmiyordu. Az evvel sindirmek zorunda kaldığı durumu düşünüyordu. Uzunca bir zaman da düşünecekti besbelli. Biraz daha yürüdükten sonra köhne bir mekan bulup içeri girdi. Mekanın sahibi iri yarı yaşlı bir adamdı gördüğü kadarıyla. Yüzüne bakamadı. Yüzündeki hayal kırıklığını kimse fark etsin istemiyordu. Köşede bir masa bulup oturdu. Günlerce hatta aylarca böyle oturabilirdi. Radyoda Gülden Karaböcek’ten Ben Olmalıydım çalıyordu. Nasıl da denk gelmişti bu şarkı. Sanki yüreğinin yangınını körüklemek istiyordu her şey. Kulak vermedi şarkıya. Zira kafasının içinde bastırmak istediği bir uğultu vardı. Keşke daha önce davransaydım, keşke daha önce söyleseydim gibi bir sürü düşünce geçiyordu aklından. Ama en çok Nazlıyı düşünüyordu. Nazlısını. Kendini bildi bileli ona sevdalıydı. Aynı mahallede büyümüş, aynı okullara gitmişlerdi. Ondan başkasına bakamadı Ali. Ondan başka herkese kör oldu gözleri. Bunca zaman söyleyememişti ona nasıl yandığını. Kalbinin sadece Nazlı için attığını bir türlü diyemedi. Geceleri gözünü Nazlı’yla kapar sabahları yine Nazlı’yla açardı. Kurduğu bütün hayaller onunlaydı. Onsuz bir yaşam düşünmemişti kendine. Onunla evlenip bir yuva kurmak en büyük duasıydı. Şimdi kurduğu bu hayalleri nasıl olur da Nazlı başkasıyla yaşayacaktı. Mahallede duyduklarını ölse unutamayacaktı.  Aşağı mahallede oturan Çelimsiz Hayri’nin oğluyla nişanlanacaktı Nazlı. Bunun hiçbir önemi yoktu Ali’nin nezdinde. Onu asıl yıkan şey Nazlı’nın hiçbir şey demeden, itiraz etmeden kabul etmesiydi. Ali diyemedi sevdasını ama Nazlı anlar diye düşünmüştü. Ona bakarken gözlerinin ışığı bütün mahalleyi aydınlatır gibi olurdu. Ali Nazlı’yı sevdiği için uçardı o sakakta kuşlar oysa ki. Ama bugünden sonra ne o gözlerin ışığı kaldı ne de o kuşarın kanat sesi. Ne yapacaktı şimdi? Yıllarca bir çocuk gibi büyüttüğü umudu elleriden kayıp gitmişti. Bu düşüncelerle doluyken zihni, garsonun yanına gelmesiyle irkildi. Radyoda çalan şarkı devam ediyordu. ”O sevgi en başta benim hakkımdı, biricik sevdiğin ben olmalıydım.” diye. Hayatın en acı gerçeğiyle karşı karşıya kaldı bugün Ali. Geç kaldığımız, pişman olduğumuz hiçbir keşkenin geri dönüşü yoktu.

Ne düşünüyorsun ?

2 puan
Artı oy Eksi oy

Bir cevap yazın

L'appel du vide

Theo'ya Mektuplar – Vincent Van Gogh / 41 Alıntı