in

MEKTUP

(Fonda çalan hafif melodi)

Bu kendime yazdığım son mektubum.

Sıkıldın , tükendin ve bittin. Ruhun daralıyor farkındayım geçmişe çekilen çizgilerin su üstüne çıkmasını geçtim, şuan bulunduğun ortamdan, zamandan haz etmiyorsun.Yapman gerek şeyleri aksatıyor, zamanını boş karanlıklarda geçirmeye çalışıyorsun.

Ve elinde kalan koca bir hiç oluyor.

Zaman kum saati ve parmaklarından kayıp okyanuslara gidiyor, girdaplarla yok oluyor.

Bu seni daha çok sıkıyor bir felçli gibisin. Hareketsiz… Bir âmâ gibisin. Kör…

Çabalamak bu kadar zor değil.

Yerden kalkmak zor değil. Zorlandığın tutunmaya çalışmak. Ve bir kez kavrarsan korkulukları bırakamaz elin. Bunu bil.

Şu dört duvar içinde kalan dört parçalı kalbin, nasıl hissediyor?

Yorgun mu ? Kızgın, belki de kırgın ?

Değer mi ? Değecek mi zamanı kaybetmene halsizliğin.

Yola çıktıklarını, yolda karşılaştıklarına değişme diye bir laf var ya, değişme kendini. Önemi tam üç günde soğuk duvarlar arkasında kaçacaklara karşı, değişme. Kendim bende, tutunacak korkuluklar da bende.

Ve zaman bendimde.

Bağlı, bağlıyız anlıyor musun? Kaybedecek zamanımız yok, ayakta duracak mecalimiz, duracak yerimiz ve konuşacak cümlelerimiz.

Yok.

Yok işte, adım atmaktan, boşluğa göz kırpmadan zamanla yol almaktan başka çaremiz yok.

Kaybetmek için kazanmak gerekir, kazanmadın. Yine de  kaybediyorsun, zamanı.

Zaman nerden yiyor biliyor musun, nereden kaybediyosun?

Ömründen, ruhundan ve hayallerinden.

Sıkılıyorsun, bulunduğun ortamlardan, insanlardan ve sürekli tekrar eden aynı olaylardan.

Suçlu kim, ne, neden ?

Önemli mi bu ?

Zamanın senden, senin kendinden başka tutunacak yerin yok.

Bunu öğren yeter.

Ne düşünüyorsun ?

2 puan
Artı oy Eksi oy

Hoşsohbet Parkı

Ruhların Kaçışı – Spirited Away