in

Gecenin Gözü

İnsanlar ikiye ayrılır: uyuyanlar ve uyuyamayanlar. Uyuyanlar uyuyamayanların nöbetini tutar. Eğer siz de uyuyamayanlardansanız yastığınız ne kadar yumuşak olursa olsun başınızı koyduğunuz anda demire dönüşüverir. Hayatın acımasızlığıyla sizi çevreleyen bir girdaptır o yatak. Sizi ısıtacak olan o yorgan aslında bağımak isterken sizi engelleyen bir karabasandır. Dayanamazsınız. Kalkarsınız. Belki bir sigara yakarsınız. Belki pencereyi açar içeriye temiz hava girmesini beklersiniz. Ama dışarısı içerisinden daha kirlidir bilirsiniz. O havadan bir nefes çektikçe kötülükler sanki kanınızda gezinmeye başlar o an. Hani yaşama ne olursa olsun direnmeye çalışmanız gibi. Olup bitenlere, insanlara,  nasıl tahammül ediyor oluşunuz düşer aklınıza. İnsanların o erişilmez egolarına, bencilliklerine, kötülüklerine, kıymet bilmezliklerine nasıl katlandığınızı düşünürsünüz. Her gece olduğu gibi bu gece de sorularınıza cevap bulamazsınız. Ve tüm bunlardan daha katlanılabilir olan, sizi düşünceleriniz ağırlığıyla ne kadar ezse de  tıpkı ne yaparsanız yapın size kucak açmaktan usanmayan annenizin kolları gibi olan yatağınıza geri dönersiniz.  Gözlerinizi kapar, uyumayı beklersiniz. Satırlarımda uyuyanlara dair birkaç bir şey aradı belki gözleriniz. Fakat onlar henüz hayatın gerçekleriyle karşılaşmadılar. Onlara iyi uykular dileriz..

Ne düşünüyorsun ?

0 puan
Artı oy Eksi oy

Bir cevap yazın

Bir şarkı alıp götürür

Deli Kadın Hikâyeleri – Mine Söğüt