in

Deli gömleği

Doktor yüzüme baktı, baktıkça da bulandı… söze nasıl başlamalıydı? Ya da hiç başlamamalıydı. Derin bir nefesten sonra kelimeleri kusmaya başladı..

“dün gece ne işin vardı orda?”

‘nerde?’

“Çatıda! … ne yapıyordun?”

‘karşı binanın mesafesini ölçüyordum’

“Neden? Müteahhit misin olum sen?”

‘Hayır.. balkonuna atlayabilir miyim diye kendimi deneyecektim’

“İntihara teşebbüs etmedin yani öyle mi?”

‘Bilmem, düşünmedim hiç..’

“Peki binanızın karışında bir bina olmamasına ne diyeceksin?”

‘Göremiyorsunuz’

Sinirlendiğini yüz ifadesinden anlayabiliyordum.. biraz sonra önünde ki ‘ruh ve sinir hastalıkları uzmanı ‘ yazan sarı tabelayla kafamı parçalamak isteyecekti. Ama sakindi, söze girmem gerekti;

‘mesela doktor, geçen gece geç saatlerde bir kadın bahsettiğim binanın çatısından aşağı atlamak üzereydi , sonra o da benim gibi vazgeçti. Siz onunla konuşun doktor benimle değil.’

“O neden?”

‘çünkü onu her gün orada görüyorum. Kendinden çok emin görünüyor doktor! bir gün atlayacak diye çok korkuyorum ama her defasında vazgeçiyor. Hem benden daha tehlikeli oynuyor biliyor musun doktor? o 12 katlı bir binanın çatısından her gün kendini denerken ben sadece 8. katın çatısından bir kere denedim. Sonuç olarak da buradayım…’

“Kim? … Kim bu kadın? Nerde o şimdi?”

‘o da burada.. peşimden ayrılmıyor doktor! bak arkanda… Adı da Figen, şunlarda memeleri…’

doktor arkasına baktığında sadece boş bir beyaz duvarı görüyordu. Ama ben görmemem gereken her şeyi görüyordum…
Doktor titrek yaşlı sesiyle devam etti kusmaya;

“sen.. sen onunla konuşuyor musun?”
‘evet’

“genelde ne söylüyor sana?”

‘onu öldürmem gerektiğini söylüyor.’

“peki o gün.. bahsettiğin gün neden vazgeçmiş kendini öldürmekten, neden atlamamış o çatıdan, söyledi mi?”

‘evet söyledi, sordum ben ona söyledi. Neden vazgeçtin dedim! Neden öldürmedin kendini dedim! Bırakacaktım kendimi aşağıya ama sabah ezanı okundu dedi. Bir de aşağıda köpek varmış üzerine düşmekten korktuğunu söyledi. O günlük öyle vazgeçmiş, öyle söyledi.’

Doktor bir sigara yaktı, bana da uzattı, bakışlarında ki o korkunç korkuyu görüyordum. Sanki bir felakete bakıyordu göz bebekleri.

“onu” dedi, devam etti; “onu, yani Figen’i öldürmeyi denedin mi hiç?”

‘denedim doktor, çok denedim ama olmuyor. ölmüyor! Hatta doktor bir keresinde mutfakta 23 yerinden bıçakladım, ölmemesine imkan yoktu, ama.. ama.. yine oturma odasında ki koltukta oturuyordu doktor! Yetmedi üzerine televizyonu fırlattım doktor! Anlıyor musun! Yok edemiyorum!’

“Anladım” dedi sakince. Arkasına yaslandı, benzi soldu, sigaradan sararmış parmak uçları titriyordu. Uzun bir süre sessiz kalarak, önünde ki kağıtlara bir şeyler yazdığını gördüm. Sonra birilerine telefon ederek hemen gelmelerini söylüyordu. Ardından içeriye iki beyaz önlüklü adam girdi. Doktor suratıma baktı, elime küçük bir kağıt uzattı ve şöyle yazıyordu;

“itiraf et! Sen deli değil katilsin!”

Kağıdı ters çevirdiğimde ise;

Katil maktulle paranoyak içinde! 2014 ‘FİGEN YILMAZ’ cinayetinin katili!

  1. -Burak kılıç

Ne düşünüyorsun ?

0 puan
Artı oy Eksi oy

2 Yorumlar

Yorum yaz

Bir cevap yazın

Umut/suz

Analog Fotoğraflarla Prag