in ,

Deli Kadın Hikâyeleri – Mine Söğüt

Değişik tarihî dönemlerde ve değişik kültürlerde farklı anlamlara gelen, genellikle çoğunluktan ayrı, tuhaf düşünce ve davranışları olan insanların hâli. Okuduğunuz bu cümle ‘delilik nedir?’ sorusunu arattığınızda karşınıza çıkan cevaplardan bir tanesi. Peki deliliğin tanımı sizce bu kadar basit midir? Kaç farklı delirme şekli vardır? Delirmek ne kadar zaman alır? Delirmek için bir insanın başına neler gelmiş olması gerekir? Delilik doğal olarak mı gelişir, yoksa sıra dışı mıdır? Delirdiğini anlamak ne kadar sürer? Ya da insan delirmiş olsa delirdiğini anlar mıydı? Deliliği kabul etmek diye bir şey var mıdır? Delilik bir gün son bulur mu? Delilik adına hikâyeler yazılabilir mi? Bir kitap deliliği anlatabilir mi?

Evet delilik adına bir kitap yazılabilir. Bir kitap delilik nasıl olur anlatabilir.

Merhabalar, Deli Kadın Hikâyeleri kitap incelemesi yazısına hoş geldiniz.

Öncelikle birkaç satır kadınlardan bahsetmek istiyorum. Dışardan oldukça karmaşık görünüyoruz öyle değil mi? Bir kadın aniden sinirlenebilir, durup dururken duygusallaşıp ağlamaya başlayabilir, aşırı korumacı olabilir ya da hiç umursamıyormuş gibi görünebilir. Gün gelir içine kapanıktır, gün gelir fazla neşeli. Bazen espriler yapar,  bazen de somurtur, agresifleştiği gibi uysallaşabilir de.

Mesela kadınlar bir konu hakkında düşünürken çok daha detaycıdır. Öyle ki bazen bu detaylarda boğulmaktan kendisini kurtaramaz. Daha uzun soluklu planlar yapar ve planları daha karmaşıktır. Yaşadıkları ya da yaşattıkları beyninin bir köşesinde silinmemek üzere kaydedilmiştir ki günü geldiğinde, lazım olduğunda onu oradan çıkarıp kullanabilsin.

Deli Kadın Hikâyeleri tabi ki kadını bu kadar gelişi güzel bu kadar üstün körü anlatmıyor. Hani şu ‘kadın denen yaratığı anlamak da imkânsız abi’ gibi artık ne yazık ki kalıplaşmış cümlelerle ortalıkta gezen düşüncesiz insanların anlattığı gibi de anlatmıyor. Mine Söğüt, Deli Kadın Hikâyeleri’nde gerçek kadınları anlatıyor. Çaresizce delirmiş, intihara sürüklenmiş, yaşam enerjisi sömürülmüş, umudu yitirilmiş, anlamlar diyarından sürülmüş, huzuru delirmekte bulmuş huzursuz kadınları anlatıyor.

‘’Sizi kadınlıkla lanetlenmiş bir varoluş hezeyanı anlatacağım

Sizi saçlarının ve ayaklarının ucu arasında olup biten şeylerden ibaret

Doğurmaya mahkûm

Çocuklarını kaybetmekle mühürlü

Yalnız, yapayalnız bir kalabalıkta dolaştıracağım

İçlerine açılan kapıların arkasına saklanmış kadınların

Delirerek bedenlerinden dışarı açtıkları pencerelerden bakacağım

O pencerelerden tekrar ve tekrar ve tekrar kendimi aşağı atacağım’’

 

Kitap 21 ayrı hikâyeden oluşuyor ve her bir hikâye açılışını kısa bir şiirle yapıyor. Yukarıda okuduğunuz şiir ilk hikâyenin ilk şiiri. İşte size içindekiler kısmı;

  • Annemin o harikulade saçları
  • Beni öldürmek isteyen muhteşem hayat
  • Kürt kediler çingene kelebekler
  • Hatmi çayı
  • İçinde ateşe yakın bir şey olan kadın
  • İyi geceler ölü kediler
  • Maharetli pembe el
  • Kendi hayatlarımızı yaşamak varken
  • Madam Arthur Bey
  • Naz neden derine gömmemiş kediyi
  • Pencereler kelebek delileri sever
  • Sinekler sevişirken
  • Vakvak ağacı
  • Veda töreni
  • Vicdansız bir memlekette öldüm ben
  • Yılan
  • Ağacı kayıp parkta
  • Balon
  • Aşkı hikâye yapan imkânsızlık değil midir anneanne?
  • Parmaksız Yakup
  • Kendimi neden bu şehirde öldürdüm

Deli Kadın Hikâyeleri; bağrınıza taş basmanızı gerektirecek, resimlerle zenginleştirilmiş, okuyana ‘işte şimdi otur ağla’ diye haykıran, delirmişlerle dolu delirmiş bir kitap. Hayat çok zor, bu konuda hemfikir olduğumuza eminim. O yüzden belki de artık zaten zor olan bir şeyi başkaları için daha da zor bir hale sokmamamız gerektiği zamanlara gelmişizdir ne dersiniz?

Eğer okursanız siz de bu şekilde düşüneceksiniz eminim. Kitaplar insanların zihninde başka başka filmler çevirir, biliyorum. Ama anlatılan şey delilikse eğer durum çok daha farklı, hissettirdikleri ise birebir aynıdır. Deliliği hepimizin aynı dozda duyumsadığına eminim çünkü. Dilerim, huzuru delirmekte bulacağınız durumlara hiç düşmezsiniz. Son bir alıntıyla yazımı bitirmek istiyorum. Alıntı ‘Beni öldürmek isteyen muhteşem hayat’ tan gelsin.

‘’Yetmiş yedi yılda üç yüz yirmi bir tane şarkı öğrenmişim. Şimdi ben ölünce ne olacak onca şarkı kuzum? Sen biliyor olmalısın, daha önce ölen çok insan görmüşsündür. İçlerinden şarkı çıktı mı hiç ölülerin doktorcuğum? Bir ses, bir mırıltı, bir kıpırtı? Dans gibi mesela? O bile bir şeydir. Tam ölürken içimdeki şarkılardan birini hissetsem.’’

Ne düşünüyorsun ?

10 puan
Artı oy Eksi oy

Bir cevap yazın

Gecenin Gözü

Müzikseverler için 10 Soruluk Test