in

Hareketin Efendisi: Edgar Degas

(Doğum Tarihi:1834- Ölüm Tarihi:1917)

1834’te Paris’te doğan Edgar Degas,en çok balerinleri resmettiği tablolarıyla tanınan bir Fransız sanatçıdır.Çizer olarak yeteneğini ve hareketi resmetmekteki ustalığını kanıtlamış olan Degas’nın resimlerinin,çizimlerinin ve heykellerinin yarısından fazlası şu ya da bu biçimde dansı işler.İzlenimci hareketin kurucularından biri olarak kabul edilse de kendini hiçbir zaman bu terimle tarif etmemiştir.Degas sonunda modern hayatı betimleyen klasik bir ressam oldu;kenar mahalleler,genelevler ve at yarışları gibi pek de romantik olmayan konulara yöneldi ve Mary Cassatt,Jean-Louis Forain,Walter Sickert ve Henri de Toulouse-Lautrec gibi ressamları çok etkiledi.

Aile Hayatı ve Eğitimi

Degas’ın asıl adı Hilaire-Germanin-Edgar De Gas idi.Daha sonraları iki sözcüğü birleştirerek soyadını basitleştirecekti.Bir bankacı ve sanat düşkünü olan babası Augustine De Gas ile Fransız yerleşimcilerin soyundan gelen New Orleans doğumlu annesi Celestine Musson De Gas’nın en büyük ve beşinci evlatları olarak dünyaya geldi.Varlıklı bir Fransız-İtalyan ailesiydi bu.Degas sekiz yaşında kaydolduğu Lycee Louis-le-Grand adlı lisede on yıl öğrenim görecekti.

1853’te edebiyat alanında bir dereceyle bu liseden mezun olduğunda evinde bir sanat atölyesi kurmuştu bile.Louvre müzesinde ünlü sanat eserlerinin kopyalarını yapan kopyacı bir ressam olarak çalışmak istediyse de babasının isteği üzerine 1853 yılının sonbaharında Paris Üniversitesi’nin hukuk fakültesine kaydoldu.Derslerden geçmek için pek çaba sarf etmediği bu okuldaki serüveni kısa oldu.1856’da İtalya’ya gidip Michelangelo ve Rafhael gibi rönesans ustalarının resimlerini kopyaladı ve Napoli,Floransa ve Roma şehirlerinde üç yıl geçirdi.

Sanatçı Olarak Kariyerinin İlk Dönemi

Degas 1859’da Fransa’ya dönünce bohem kent Montmarte’de bir daire tuttu ve Bellelli Ailesi,aynı yıl Salon’da sergilemeyi planladığı tutkulu bir çabanın ürünüydü,ama 1867’ye kadar eseri bitiremedi.Akademik eğitimi ve klasik sanata hakimiyetiyle tam bir tarih ressamı olması işten değildi ve bu dönemde Alexander ve Bucephalus,Jephthah’ın Kızı,Semiramis’in Babil Binası ve Genç Spartalılar isimli tablolarını yaptı.Salon’da sergilediği ilk resim (Ortaçağda Savaş Sahnesi) 1865’teki sergide fazla ilgi görmedi.Sonraki beş yıl boyunca her yıl Salon’da eserlerini sergilemeyi sürdürdü,ama bu onun Salon’a teslim ettiği son tarihsel resmiydi.

1864’te Louvre müzesinde Edouard Manet ile tanıştıktan sonra Degas gözlerini kafe sahneleri,tiyatro ve dans gibi çağdaş konulara çevirdi.Bir yarış sırasında attan düşüp öylece yerde uzanan bir biniciyi resmettiği Jokeyin Düşüşü adlı tablosu,sonraki yıllarda da devam edecek,eskisinden farklı konuları işleme eğiliminin güzel bir örneğidir.

Resmi,elit sosyal çevrelere girmek için bir araç olarak gören çağdaşlarının çoğunun aksine Degas gerek eserlerinin gerekse şahsi hayatının özel mevzular olduğuna canı gönülden inanıyordu.Tüm dikkatini sanatına veriyor ve romantik fırsatlarla pek ilgilenmiyordu.

1870’te Fransa-Prusya savaşı patlak verince Degas orduya kaydoldu ve 1871’de Frankfurt am Main Antlaşması imzalanana değin de resim yapmaya pek zaman bulamadı.

1872’de Degas Fransa’yı terk ederek yakınlarıyla birlikte yaşamak için Louisana eyaletine bağlı New Orleans’a göçtü ve orada erkek kardeşi Rene ile birlikte kaldı.Daha sonra aile  fertlerinin yer aldığı çeşitli resimler yaptı.Bu resimlerden en ünlüsü New Orleans Pamuk Borsası’nı 1873’te yaptı.

Degas ve İzlenimciler

1873’te Degas Paris’e geri döndü.1874’te babası öldüğünde erkek kardeşinden kalan yüklü miktarda borç ortaya çıktı.Degas miras kalan sanat koleksiyonunu ve evini satarak borçları ödedi.Birdenbire sanat yaparak para kazanmak zorunda kalınca 1874 ile 1884 yılları arasında en iyi resimlerinden bazılarını yaptı.Daha sonra Degas,fazla geleneksel olan Salon’a yüz çevirip ileride izlenimciler olarak tanınacak genç avangard sanatçılarla yakınlaştı.Degas,çoğu zaman gruptaki diğerleriyle her ne kadar fikri ayrılıklarına düştüyse de izlenimcilerin 1874 ile 1886 yılları arasında açtığı sekiz serginin organize edilmesinde önemli rol oynadı.Yine de Monet gibi manzara ressamlarının seçtiği konuları küçümsüyor ve ne izlenimci sergilerin uyandırdığı öfkeden ne de izlenimci sanatçıların tanınıp isim yapma merakından hazzediyordu.Ayrıca medyanın uydurduğu “izlenimci” tabirinden de uzak duruyordu.

Degas’nın kısmen zıtlaşan mizacının yarattığı sürtüşme yüzünden izlenimcilerin küçük çaplı grubu 1896’da dağıldı.Çağdaşlarının Degas’ya karşı beslediği genel hoşgörü,sonraki yıllarında sanatçının akranlarından uzaklaşmasına neden oldu.

Degas ihtiyarlık yıllarında da pastel ve heykel formunda sanat yapmayı sürdürdü,ama Montmarte’de hayatının büyük bir bölümünü geçirdiği evi hakkında 1912’de yıkma kararı çıkınca çalışmalarına temelli son verdi.Bir ressamın şahsi hayatı olamaz düsturuna sımsıkı bağlı kalarak hayatı boyunca bekar kaldı ve 1917’de ölene değin yaşamının son yıllarını sevgili Paris’inin tadını çıkararak geçirdi.

Ne düşünüyorsun ?

5 puan
Artı oy Eksi oy

Bir cevap yazın

90lar Çocuklarının Yüzünde Tebessüm Bırakacak 13 Çizgi Film

belki bir…