in

Henüz Vakit Varken Gülüm – Nazım Hikmet / 23 Alıntı

1. “Ben diyorum ki ona :- Kül olayım

Kerem gibiyana yana

Ben yanmasam, sen yanmasan

Biz yanmasak,

Nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa…”

(syf 23)

2. “Ve kadınlar,

bizim kadınlarımız:

korkunç ve mübarek elleri,

ince,küçük çeneleri,kocaman gözleriyle

anamız, avradımız,yarimiz.”

(syf 41)

3. “Ne güzel şey hatırlamak seni,yazmak sana dair.”

(syf 46)

4. “Ne güzel şey hatırlamak seni.

Sana tahtadan birşeyler oymalıyım yine:

bir çekmece

bir yüzük,

ve üç metre kadar ince ipekli dokumalıyım.”

(syf 47)

5. “En güzel deniz:

henüz gidilmemiş olandır.

En güzel çocuk:

henüz büyümedi.

En güzel günlerimiz:

henüz yaşamadıklarımız.

Ve sana söylemek istediğim en güzel söz:

henüz söylememiş olduğum sözdür.”

(syf 49)

6. “Bana kendimden başkasıyla konuşmak yasak.”

(syf 53)

7. “Ve tıpkı o eski,

acıklı hikayelerdeki

yalınayak, karlı yollara düşmüş,yetim bir çocuk gibi bu yürek… ”

(syf 53)

8. “Bugün pazar.

Bugün beni ilk defa güneşe çıkardılar.

Ve ben ömrümde ilk defa gökyüzünün bu kadar benden uzak

bu kadar mavi

bu kadar geniş olduğuna şaşarak

kımıldamadan durdum.”

(syf 56)

9. “Sende; ben, kutba giden bir geminin sergüzeştini,

Sende; ben, kumarbaz macerasını keşiflerin,

Sende uzaklığı,

Sende; ben, imkansızlığı seviyorum.

Güneşli bir ormana dalar gibi dalmak gözlerine

Ve kan ter içinde, aç ve öfkeli,

Ve bir avcı iştahıyla etini dişlemek senin.

Sende, ben, imkansızlığı seviyorum,

Fakat asla ümitsizliği değil…”

(syf 66)

10. “Bir de ekmeği son lokmasına dek yemeyi

bir de ağız dolusu gülmeyi unutma hiçbir zaman.”

(syf 68)

11. “Analardır adam eden adamı

aydınlıklardır önümüzde gider.

Sizi de bir ana doğurmadı mı?

Analara kıymayın efendiler.”

(syf 74)

12. “Koşuyor altı yaşında bir oğlan,

uçurtması geçiyor ağaçlardan,

siz de böyle koşmuştunuz bir zaman.

Çocuklara kıymayın efendiler.”

(syf 74)

13. “Karlı kayın ormanında yürüyorum geceleyin.

Efkârlıyım, efkârlıyım, elini ver, nerde elin?

Ayışığı renginde kar, keçe çizmelerim ağır.

İçimde çalınan ıslık beni nereye çağırır?”

(syf 76)

14. “Yedi tepeli şehrimde bıraktım gonca gülümü.

Ne ölümden korkmak ayıp, ne de düşünmek ölümü.”

(syf 77)

15. “Çok yorgunum, beni bekleme kaptan.

Seyir defterini başkası yazsın.

Çınarlı, kubbeli, mavi bir liman.

Beni o limana çıkaramazsın.”

(syf 86)

16. “Başım köpük köpük bulut, içim dışım deniz,

ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı’nda,

budak budak, şerham şerham ihtiyar bir ceviz.

Ne sen bunun farkındasın, ne polis farkında.

Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı’nda.

Yapraklarım suda balık gibi kıvıl kıvıl.

Yapraklarım ipek mendil gibi tiril tiril,

koparıver, gözlerinin, gülüm, yaşını sil.

Yapraklarım ellerimdir, tam yüz bin elim var.

Yüz bin elle dokunurum sana, İstanbul’a.

Yapraklarım gözlerimdir, şaşarak bakarım.

Yüz bin gözle seyrederim seni, İstanbul’u.

Yüz bin yürek gibi çarpar, çarpar yapraklarım.

Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı’nda.

Ne sen bunun farkındasın, ne polis farkında.”

(syf 87)

17. “Memleket mi, yıldızlar mı,

gençliğim mi daha uzak?

Kayınların arasında

bir pencere, sarı, sıcak.”

(syf 76)

18. “İlerdeki güzel günler

beni görmeyecek onlar

bari selam yollasınlar

geberiyorum kederden.”

(syf 88)

19. “Yürümek iyiye, haklıya, doğruya

Dövüşmek yolunda iyinin, haklının, doğrunun

Zaptetmek iyiyi, haklıyı, doğruyu.”

(syf 90)

20. “Henüz vakit varken, gülüm

Paris yanıp yıkılmadan,

henüz vakit varken, gülüm,

yüreğim dalındayken henüz,

ben bir gece, şu Mayıs gecelerinden biri

Volter rıhtımında dayayıp seni duvara

öpmeliyim ağzından

sonra dönüp yüzümüzü Notrdam’a

çiçeğini seyretmeliyiz onun,

birden bana sarılmalısın, gülüm,

korkudan, hayretten, sevinçten

ve de sessiz sessiz ağlamalısın,

yıldızlar da çiselemeli,

incecikten bir yağmurla karışarak. ”

(syf 94)

21. “Bir Üsküdar balkonunda gruba karşı demlenir gibi

Bir akşamüstü, Laypzig’te, tramvay durağında

Tadını çıkara çıkara,yudum yudum kederleniyorum.”

(syf 99)

22. “ama yaprak dökümüne rastlamak yine de burar içimi

hele bulvarlarda yaprak dökümüne

hele kestaneyseler

hele çocuklar geçiyorsa oralardan

hele güneşliyse hava

hele iyi bir haber almışsam o gün dostluk üstüne

hele o gün sancımıyorsa yüreğim

hele sevdiğimin beni sevdiğine inanıyorsam o gün

hele o gün insanlarla ve kendimle aram iyiyse yaprak dökümüne rastlamak burar içimi

hele bulvarlarla yaprak dökümüne-hele kestaneyseler.”

(syf 102)

23. “Kimi insan otların, kimi insan balıkların çeşidini bilir;

Ben ayrılıkların.

Kimi insan ezbere sayar yıldızların adını;

ben hasretlerin…”

(syf 103)

Henüz Vakit Varken Gülüm – Nazım Hikmet

Yapı Kredi Yayınları

Ne düşünüyorsun ?

24 puan
Artı oy Eksi oy

Sanki…

Dalgalar