in ,

Gazi Mustafa Kemal Atatürk – İlber Ortaylı 45 Alıntı (1.Kısım)

1.Bizim kuşak ortaokulda Kurtuluş Savaşı tarihini bugünün üniversite öğrencilerinden daha dikkatlice öğreniyor ve biliyordu.”

(syf 14)

2. “Türklerin her asırda büyük mareşallerinin ve büyük devlet adamlarının olduğu bilinmektedir; fakat Atatürk nadiren görülen bütünleyici bir yönetici, bir dehadır.”

(syf 16)

3.”Atatürk bu milletin aranan lideridir.Millet, başı her sıkıştığında onu özler ve bu sebeple de silinemez bir şahsiyettir.Atatürk, yıpratılma seansları ile zarar görmeyecek, son derece önemli ve anıtsal siyasi bir portredir. Dolayısıyla, Atatürksüz tarih düşünülemez.”

(syf 17)

4.”Kaldı ki bizde çoğu kişi biyografi takip etme alışkanlığına sahip değildir. Birisinden dedikoduyla bahsetmeyi tercih ederler. Aynı yöntemi gazetecilikte de hatta ansiklopedicilikte de kullanırlar.”

(syf 28)

5.”Selanik’in bir diğer özelliği ise liman ve demiryolu bağlantısı ile Avrupa’nın ticari ve fikri tesirine de oldukça açık bir şehir olmasıydı. Dolayısıyla Gazi’nin dünya görüşü, meselelere bakışı, hatta karakteri üzerinde Selanik gibi bir şehirde doğup, büyümüş olmak etkili olmuştur.”

(syf 33)

6.(Ali Rıza Bey) Aydın fikirli bir adamdı ve Mustafa’nın iyi bir eğitim almasını istiyordu. ”Büyük adam olabilmek için okumak, öğrenmek lazımdır.” diyor, bir an önce okuma ve yazma ve hesap öğrenmesini istiyordu.

(syf 39)

7.”Gazi’nin çocukluk hatıralarına baktığımız zaman onun her zaman asker olmak istediğini görürüz. Evladından ayrılmak istemeyen bir anne olan Zübeyde Hanım’dan gizli olarak askeri okul imtihanına girmiş ve kazanmıştır.”

(syf 43)

8.”Tarih, yakasına yapışılıp hesaplaşılacak bir şey değildir.”

(syf 59)

9.”Enver Paşa’yla yıldızları barışmamıştır. Enver, O’nu sevmiyordu, Atatürk ise Enver’i bir tehlike olarak görüyordu. Bu ikisi farklı bakıştır. Enver Paşa, Mustafa Kemal’den hazzetmiyordu. Onu konumu itibariyle muhteris, gayr-ı memnun biri olarak görüyordu. Mustafa Kemal için ise Enver, sevip sevmemenin ötesinde tehlikeli birisiydi.”

(syf 64)

10.”Türkiye dünya savaşına çok hazırlıksız girmesine rağmen , iyi eğitim görmüş, Arabistan çöllerinden Balkan dağlarına kadar her yerde coğrafyayı çatışarak öğrenmiş, Balkan ve Trablusgrab savaşlarının trajik tecrübelerinden olgunlaşarak çıkmış bir genç subaylar sınıfı bu dünya savaşını umulmayacak kadar başarılı bir şekilde götürmüştür.”

(syf 76)

11.”Aslında Trablusgarb, bizimkiler için bir sürgün yerini de barındırıyordu: Fizan…Dilimize bir deyim olarak da yerleşen Fizan, buradadır.”

(syf 84)

12.”Ayrıca Mustafa Kemal için, gelecekte Milli Mücadele’de uygulayacağı, işgalci ordularla çatışma hareketi ve yerel halkı örgütlemek adına adeta bir staj yeri olmuştu.” (Trablusgarp Savaşı)

(syf 87)

13.”Köylü kızmıştı, “Bulgaristan benim ekip biçtiğimi yiyor, benim silahımla korunuyor. Parasını verdikten sonra istediğim yerde otururum ve bana hizmet edersiniz” dedi. Köylünün diretmesi sonucu isteği yerine getirildi.Genç zabit olayı dikkatle izlemişti. Arkadaşına şöyle dedi, “Şakir, günün birinde bizim köylülerimizi de böyle görmek isterim, kendilerinden emin olmalı ve haklarını istemesini bilmelidirler.” Bu genç zabit Osmanlı İmparatorluğu’nun Sofya’daki ataşemiliteri Kaymakam (Yarbay) Mustafa Kemal Bey’di.”

(syf 94)

14.”Mustafa Kemal 1918’de yayınlanan ilk kitabı ‘Zabit ve Kumandan ile Hasbihal’i Sofya’da kaleme almıştır. Harbiye Nazırı General Kovaçev’le de bu şekilde tanışır. General, genç ateşemiliterin bilgisinden ve askerî kabiliyetinden haberdardır.”

(syf 95)

15.”Bulgaristan müstakbel önderin, modern dünya kültürünün kurumlarının alınışını ve kültürel değişme sorunlarını yakından izlediği bir alan oldu.”

(syf 99)

16.“Harbte, beceriksiz ve zayıf müttefik düşmandan daha büyük yüktür, yani felakettir.”

(syf 106)

17.”Bir kesim ısrarla, “Çanakkale’de Atatürk yoktu, deniz savaşında yoktu, başında yoktu, sonunda vardı” diyor. Herhalde fundamentalist duygularla, Türkiye’nin laik önderi hafızalardan silinmek isteniyor, diye de düşünülebilir. Oysa onun kişiliğinde hiç unutulmayacak husus askerliğidir.”

(Syf 119)

18.”Mustafa Kemal’de kendisine verilen vazifenin ötesinde bazı atılımlar ve fedekarlıklarla örülen bir kişilik görülür.Mesela Trablusgarp Savaşı’ndaki gönüllülüğü ortadadır yahut istese Birinci Dünya Savaşı’nı da Sofya’da ataşemiliter olarak tamamlayabilirdi, çünkü Bulgaristan zaten müttefikimizdi. Israrla yazışarak muharebe hakkını istiyor. “Arkadaşlarım ateş hattındayken burada kalmam doğru değil,” diyordu. Kendisini cepheye tayin ettirmiştir.”

(syf 120)

19.”Her milletin tarihinde Çanakkale Zaferi gibi abideler görülmez. Bizde vardır ve bütün Doğu’da tektir. Çanakkale Zaferi, çok kolay organize olan, direnebilen, tahammül edebilen ve belirli bir hedef etrafında ısrar eden bir ordu, kumanda heyeti ve toplum olduğumuzu gösterir. Cumhuriyet’i kuran da işte bu mayadır.”

(syf 130)

20.”Şunu ifade etmek gerekir ki, Kut’ül Amare, Çanakkale Savaşı’ndan sonra Britanya İmparatorluğu’nu zora sokan, politikalarını altüst eden ve imparatorluğun yenilmezliği inancını sarsan, dünya hâkimiyetine inanmış Britanya kamuoyunu şüpheye, hatta kaosa sürükleyen büyük bir zaferdir. Ancak aşağıda da değineceğimiz gibi Birinci Dünya Savaşı’nın ardından yapılan antlaşmalarda da çok önemli bir yere sahiptir.”

(syf 140)

21.”Sanıldığının aksine, ilk kurşun İzmir’de değil, henüz 1918’in Aralık ayında ilk direnişin başladığı Dörtyol’da atıldı.”

(syf 164)

22.”Kağnı, kamyona karşı zaferi kazandı”.

(syf 165)

23.”23 Nisan 1920 önemli bir tarihtir, zira, bu tarihte milletimizin adı, devletin adı olarak konmuştur. Bu isim “Birleşik Devletler” tarzında bir isim değildir, bilakis, tarih boyunca var olan bir kavmin adının bir devlete verilmesidir.”

(syf 179)

24.”Tüm bu organizasyon için Ankara’nın seçilmesi tesadüf değildi. Bir defa Ankara hem Erzurum’dan hem Sivas’tan hem de Kayseri’den daha örgütlüydü, zengindi. Bize okul kitaplarında anlatıldığı, halen de işlendiği gibi fakir değildi. 19. yüzyılda tiftik ve tahıl ticareti konusunda büyük atılım yapmıştı. Demir yolu hattındaydı ki bu hattın Ankara’ya gelmesi için yerel tüccarlar tarafından yardımlar yapılmıştı.”

(syf 197)

25.”Harbin sonunda bir sürü çocuk yetim kalmıştı, hatta aralarında ailesiz kalanlar da vardı. Durumlarını iyileştirebilmek için pek fazla imkan da yoktu. İnkılab rejimleri gelecek nesle önem verir. Aslında 19. ve 20. yüzyıl dönemecindeki tüm Şark dünyası böyledir. İnkılabçılar çocuklarla ve kadınlarla çok alakadar olur.Bu yüzden Milli Egemenlik Bayramı’nı, Meclis çocuklara bağladı.Dünya tarihi ve kültürü içinde enteresan bir unsurdur, bize özgüdür ve yer etmiştir. Mustafa Kemal Paşa, TBMM’nin açılışından bir yıl sonra 23 Nisan 1921’de bugünün bayram olarak kutlanmasına karar verdi. 23 Nisan 1927’de ilk kez “Çocuk Bayramı” olarak da kutlanmaya başladı.”

(syf 198)

Alıntıların devamı için (Kalan 20 alıntı) :http://yazanokur.com/?p=12231&preview=true

Gazi Mustafa Kemal Atatürk – İlber Ortaylı

Kronik Kitap

Ne düşünüyorsun ?

13 puan
Artı oy Eksi oy

Bir cevap yazın

Umut Kırıkları

Gece